15 Aralık 2008 Pazartesi

Son haftam

Son haftama girdim Antwerpen de. Vay be, şaka felan da 1,5 ayımı tamamladım yaw. Hollanda, belçika, fransa gördük 1,5 ayda, dünyanın neresinden insanlarla tanıştım bi bilseniz, brezilyadan, irana, kanadadan polonyaya, hollandadan italyaya, romanyadan fasa...huuw

Ama bu hafta sonu hiç kimseler olmayacak neredeyse yollarda, zaten kimse yoktu, iyice kıt olacak artık heryer :) Ayın 23'ünde tatile giriyoralr, e tabi bende giriyorum tatil havasına şimdiden. 23 ünde Ali Uğur gelecek, beraber artık ne kadar yer gezebilirsek, Salesman sorusuna dönüşecek gibi bizim 4 günlük gezi planları, 4 gün diyorum çünkü 28 aralık da geri dönüşümüz var brükselden...

İşte gezi planı,
Amsterdam->Den-Hag ->Anwerpen->Ghent->Brugges->Brusel->Luxemburg->Paris->Bruksel.
Traveller Salesman problemini yüksek lisastayken çözmesemde, sanırım iişn içine para girince artık ss kuralı geçerli oluyor ve başlıyorsun şu tren şurada ucuz, şuradan şuraya, hostel şu kadar, tren şu saatte gelse hostel parasından nasıl kurtuluruz....

Yada tam tersi, artık hangisi uygunsa :D

Önerim, inter-rail. hadi bakalım, hayırlar ola...

View Larger Map

3 Aralık 2008 Çarşamba

Antwerpen'de Güneş

Son haftalarda görünen ilk güneşimsi şey bugün gökyüzünde sarımtırak bir ışık yumağı olarak çıktı ortaya :)
Bizim şömine bile bundan daha fazla aydınlatıyor etrafı...



Kuzey avrupa ülkelerinde, Güneş : Kışın Sabah 9 da doğup öğleden sonra 4 te tamamen görünmez olan sarımtırak ışık demeti...

24 Kasım 2008 Pazartesi

Garbage Collection

Bir arkadaşım ingiltereye gitmişti geçen aylarda isminin baş harfi Emrah, şimdi bi yazılım firmasında çalışıyor, soruyorum yapacak iş varmı diye, valla yok diyor, geçen hafta garbage collection yaptım. E abi dedim, öyleyse starbaks'a gir, belki arada güzel kahveler içersin, yeni kızlarla tanışırsın , ne etcen "garbage collection" u... :D

ingilizce düşününce ne kadar komik oluyor "garbage collection" ; meali "çöp toplama", tabi ben koptum... Halbuki "garbage collection" herzaman kullandığımız, javanın temeli olan bir kavram.

İşte bazen böyle tesadüfler çıkıyor :) güldürüyor insanı.

Garbage Collection Wiki

23 Kasım 2008 Pazar

Antwerpen de kar

Anterpen'e ilk kar düştü dün, bugün de yağıyor deli gibi. Hava da berbat, antwerp'den nefret etmek için bir sebep daha :D : "Kar yağarken bu kadar soğuk olabilir mi hava?"...



Ve sonrasında hava açtı tabiki :) Uleeeeyn... Bu ne soğuk, biyerlerim dondu ya...


Bugünde hava karlı...




19 Kasım 2008 Çarşamba

Persepolis

Bugun Persepolis'i izledim. Bir yandan da çayımı yudumladım... Harika , çok iyi bir hikaye, bizleri anlatıyor, bizim gibileri. Hayatlarimizi eşdeğerlerimizi...

Hayat herzaman adil olmuyor, çünkü her özgürlüğün bir bedeli var, bu bedel bazen çok zor ödeniyor ya da bazen ödenmiş geliyor. Bedelleri ödenmiş hayatlar ne kadar karartıcı olursa olsun, ödediğimiz, ödeyeceğimiz değerler hiç bir zaman unutulmuyor...

Gördüğümüz bir nesne, yoldan geçen bir araba, aynı sıcaklıkta başka bir ülkede başka bir çay kokusu bile hatırlatıyor nerelerden geldiğimizi...

17 Kasım 2008 Pazartesi

Antwerpen'den Amsterdama trenle nasil gidilir?

Blog um icin google cumlecigi :)

Antwerpen'den Amsterdama trenle nasil gidilir?

Arkadasim geliyorsun Antwerpen e, her 1 saatte bir tren var.
Yanlis hatirlamiyorsam 59 gece lerde olmasi lazim. Lütfen tren in "IC" olmasına dikkat edelim, yoksa işiniz yaş her durakta yolcu indirirsiniz artık... Ayrıca hafta cuma akşam ve cumartesi sabah tren çok kalabalık oluyor, bazen yer bulamayabilir siniz yani.

Önce bilet alıyorsun tabiki, eğer weekend ticket alırsan 34 avroya gidiş-geliş bileti alabilirsin. Yok ben sadece gideceğim, amsterdamdan dönmem bi daha dersen, 15 avro olması lazım gidiş biletinin, Sonra en aşağıdaki peronlara inip bekliyorsun. 2 saat sonra amsterdam dasın :) Hadi hayırlı olsun, barların, eğlencelerin, cafe shopların, magic mushroomların dibine vurmaman dileğiyle...

16 Kasım 2008 Pazar

Brüksel

Brüksel icin google kelimeleri:
* Her 25 yılda gereksiz saray yaptıran şehir
* Avrupa Komisyonu
* Atomium
* Çikolata-Neme gerekse
* Civil Engineering
* Belçikanın Fransızca konuşan kısmının üst yarısı
* Mavi arkaplan üzerine çizilmiş sarı göz amblemi

13 Kasım 2008 Perşembe

Fırsat

Fırsatını buldum yazayım dedim Paris gezisini :)

Paris, Paris derlerdi de inanmazdık ya, hakikaten öyleymiş, Paris Paris miş...

From paris


Antwerpen den gidişimiz hızlı tren ile brüksel üzerinden aktarmalı oldu, gidişimiz 2 saat, gelişimiz 1.5 saat sürdü. Bürüksele kadar yavaş yavaş ilerleyen trende, sonradan bi hızlanma gördük tabi yarı uykulu, yaklaşık 23 saattir uyuyamayan ben yavaş yavaş ne yaptığımın bile farkında olmadan bakınıyordum etrafa...

Neyseki Paris teki durağımız Paris Nord tren istasyonu oldu, Erdem ile hemen Tourist information a uğradık ne yapabiliriz biz diye... Hemen sightseeing bulup binmek oldu ilk işimiz... Otobüsün üstünde gezintiye başlayınca üşümek ne kelime donduk :D Ben tabi beremi giyince Erdem de durmadı bana uydu, fotoğraf çekmeye devam ettik tabiki, yağmur, rüzgar, soğuk durduramadı bizi...

From paris



From paris


From paris


From paris


İlk işimiz Louvre "Luur" diye okunuyor, müzesini gezmek daha doğrusu ünlü, mükemmel şaheser Mona lisa yı görmek oldu? Erdem hayal kırıklığına uğrayıp yanında resim bile çektirmezken ben tabi durmadım :D, 1 saatlik geziden sonra tekrar otobüsümüze bindik, bu arada bu otobüslere bilet aldığınız zaman istediğiniz zaman istediğiniz yerde binebiliyorsunuz biletinizi saklamanız şartıyla tabi.

From paris


From paris


From paris


From paris


Sonraki durak notre damme klisesi oldu, gezdik girdik içeriye geldik,

From paris


sonraki adım ise Champs Elyyse oldu :D Şanzelize diye okuyabiliriz tabiki :D

From paris


Ve Eiffel, tabiki ben artık bu kadar güzelliğin bana fazla geldiğini düşünmeye başladım ve gezdiğim en iyi şhrin bu olduğunu düşünmeye hatta hissetmeye başladım...

From paris


From paris


From paris


From paris




Ve işte Eiffel, muhteşem yapıt... Başka birşeye gerek yok, ve geri geliş...
Bitti, tekrar görüşmek üzere Paris'e söz verdim :D

5 Kasım 2008 Çarşamba

Brükselden Antwerp'e geliş

Buralara geldim ama nasıl geldim :D
Yani çok emek çektim gelmek için, sormayın. Dişimden tırnağımdan arttırdım geldim... :P

İstanbuldan Brüksele bi uçak buldum önce, O hiç kolay olmadı tabi. Hey dedim THY, boş yer varmı? abi gel bir kişilik yerim var, dur dur tamam dedim atladım hemen. Neyse indik Brükselde, hemen pasaport kontrole girersin.

Önce soruyorlar : "Is this your final destination" diye : Türkçesi: "Buradan mı ayrılacaksın" demek miş, sonra keşfettim. Avrupa birliği içerisindeki ülkelerde gezebildiğin için istediğin yerden geri dönüş yapabiliyorsun, zaten içerideysen kimse sana ne pasaport soruyor ne başka bişey. İnşallah banada sormazlar...

Polisler burada çok havalılar, zaten suç oranı düşük olunca, herhangi bir atraksionda hemen holivud vari hareketlere başlıyorlar felan, komik tabi bunlar :D

Neyse, Brüksel hava alanı 3-4 katlı, çok da pis. Zemin katta tren var, isterseniz Antwerp'e gitmek için ilk önce trene binip brüksel merkez istasyonuna, oradan Antwerpe gelebilirsiniz.

Ama olmadı daha kolay yok mu derseniz, hemen 1. kata iniyorsunuz, Otobüs durakları var sağ tarafta, Orada kocaman Antwerp yazıyor. Her saat başı kalkıyor otobüs, 10 avro verip biniyorsunuz, 45 dk sonra Antwerp merkezdesiniz.

İniyorsunuz Antwerpende, Pizza hut ve McDonalds karşılıyor sizi. Arkanı McDonaldsa ver :) sağ tarafta Tren istasyonunu görmemen imkansız, hemen ilerde sağda taksiler var, içlerinde Türkler de var, genelde Fas lı oluyorlar. Taksiye atlamadan önce yiyecek bişeyler alına :D

Sonra da gezersiniz işte, otobüsten indiğiniz yer zaten şehir merkezi gibim bişey, oradan sonra Meir Stratt geliyor zati, sonrasıda malum. Erkenden yatıla hava çok soğuk, çünkü Antwerpende yapılacak birşey yok.

3 Kasım 2008 Pazartesi

Soguk

Hava bugün çok kötü, sabah sis basmıştı her tarafı, ufak ufak da çiseliyor zaten. Daha fotoğraf çekemedim, ama uğraşacağım.

Çalıştığım yer çok güzel, sıcak yani...

Ayrıca lokum getirdim, çok beğendiler buradakiler, beğenerek yiyoruz dediler :) Sanırım lokum güzel bir hediye oldu...

Bazıları abartıp herhafta getirecek misin dediler? E tabi hayır, bunu yiyin bakarız dedim bende, yani buna benzer ingilizce cümleler kurmaya çalıştım.

Şimdilik herşey iyi gibi, Otel değişikliği yapacam sanırım daha güzel bir yer buldum. Erdem Savaş İlhan arkadaşım sağolsun-bu 3 isim bir kişiye ait bu arada :)-. Yeni otel odamdan çok güzel fotoğraflar çekerim umarım...

1 Kasım 2008 Cumartesi

1 Kasım

Evet, 1 kasım 14:10 da TK 1939 sefer sayılı, dünyanın en dandik uçak serisi olan Boing A321 ile Brüksele uçuşumuzun gerçekleştirdik... Vatan ve milletimize hayırlı olsun...

Ama yerde para yok, burada da aradığımı bulamayağım anlaşılan.

Tabi bu sefer yalnız gelmedim, Borga ve Hande de yanımdaydı, takıldık işte, başlarının etini yedim gereksiz sorularla yine.

İstanbul bugün günlük güneşlikti, 25 dereceye yakındı, tabi öyle olunca annemin üstüme giy diye verdiği herşeyi çıkardım, bi tişörtle girdim uçağa...İndiğimde istanbul-20 derece olunca Brüksel, üzerime kazağı, montu hemen giydim ve acayip üşüdüm ilk başta, zaten heryer yağmurlu, soğuk karanlık, üstüne 3 saatlik gereksiz ve rahatsız bir uçuş, eşantiyon oldu...

Şimdi eski odama tekrar geldim, Antwerp bilgiğiniz Antwerp işte, karanlık kasvetli bir ortam. Odam da aynı oda, işte bende aynı bildiğiniz Melih. Yine yemek yiyemeyecez bakalım ne olacak...

28 Ekim 2008 Salı

Belçika, belçika duy sesimizi

Geri dönüyorum. Antwerpen de yeni maceralara atılmaya gidiyorum :D Ne kadar macera yaşayabilirseniz orada hepsini yaşayacağıma inanarak gidiyorum.
Yolda bulma olasılığı olduğum paraların euro olduğu yerlere gidiyorum :D
JavaPolis'e katılma olasılığı olduğum yere gidiyorum.
Paris'e 2 saat uzaklıkta olan bir şehre gidiyorum-Amsterdam'a da 2 saat uzaklıkta-...
Cumartesi gidiyorum.
Bu arada orası 2 dereceymiş, yağmur varmış... ıyyy.

22 Eylül 2008 Pazartesi

Erdemle Gezi

Antwerpen'e ben işe girdigimde gelen arkadasimiz Erdem ile tatli bir gezinti yaptik soguk Antwerpen (Bu arada Anwers diye okunuyor) sokaklarinda, tam bir ustad olmus kendisi gezdire gezdire buralari... Ne üstad ama... Flamanca bile döktürüyor arada...
From Belcika hatiralari
Iste gezerken Tren istasyonundan baslayinca, cunku bizim otel orada, ilk karsimiza cikanlar yahudi elmas tuccarlari oluyor. Hepsinin elmas ticareti yapmadigini biliyorum ama eninde sonunda para bunlarda... Garip giyiniyorlar ya
From Belcika hatiralari
Tabi istasyonun yanindan gecerken bisiklet parklarina rastlamamak elde degil. Hollanda da bunlardan daha cok var, bunlar neki?
From Belcika hatiralari
Sonra Meir adli Istiklal vari caddeye gidiyoruz, Erdemle. Bu heykel olayi sanirim biraz abarti, heryerde garip gurup heykelcikler. hatta evlerin catilarinda bile var, kucuk altin boyasiyla boyanmis halleri tabiki... Ama heryerde oturulacak, biseyler icilebilecek yerler olamsi cok guzel. Ayrica Istiklal gibi arabalara acik degil cadde.
From Belcika hatiralari
Heykeller derken bu binalarin tepelerindekilerden bahsediyorum. Bu arada yollardan gecerken etrafima bakmiyorum, yollardan gecerken arabalar ne hikmetse duruyorlar, ve senin gecmeni bekliyorlar, isin garibi eger sende beklersen orada basliyor, ve onlarda beklemeye devam ediyorlar :D
Turkiyede boyle olmasi dileklerimizle...
From Belcika hatiralari
E Erdem dedim iste Erdem
From Belcika hatiralari
Burasida bi alisveris merkezinin ortasindaki pembemsi bar...
From Belcika hatiralari
Ve mshur antwerpen kadetrali, gercekten buyuk.
From Belcika hatiralari

Onunden cektim fotografi ama almadi hepsini...


Evlerin catilari dikkat ceker umarim.


Belediye binasi. Turk bayragi yok :(

Bu heykelin hikayesi var ama, dinlemedim adam flamanca anlatiyordu, Erdem den bahsediyorum, o dinlememis e dolayli olarak da bende dinleyemedim...



Satomsu binalarda var.

Diger avrupa sehirlerinden bence ayrilan yonu cok falza tarih kokmasi, burada evler birbirinin ayni degil en azindan. Farkliliklar var iclerinde, zaten avrupa dedigimiz buyuk bi koy... :)
Bu eleman kim tanimiyorum. ama askerligini yapmis anlasilan :) Askerlige takmis durumdayim ya...

18 Eylül 2008 Perşembe

Zoo

Ve Antwerp in meshur hayvanat bahcesindeyim... Ilk once gordugum sey kaplandi ama bu resimlerde bi karisiklik olunca filler one cikti :) Cevre duzenlemesi oldukca iyi Hayvanat bahcesinin, Ortalik da antwerp in heryerinde oldugu gibi cok da temiz. Bu arada Alcatel calisanlarina bedava iceriye girmek, icerideki restoranlarda ne udugu belirsiz yemekleri yesinler, hep sandvic yemekten kurtulsunlar diye...

E Hayatimda gordugum ilk filler, gercekten buyukler, Soldaki fil 79 dogumlu kafasini saga sola salliyordu boyle ahenkli bir sekild, sagdaki fil ise 74 dogumluymus, Onca senedir buradalar, Yazik hayvanlara...
Sonra ufak baliklar var, oradan oraya gezinoyorlar, Nemo daki tipler tanistik kendileriyle. Yukaridaki ikili aptal ve unutkan karakter, altta Tam nemo yu cekerken frikik vermeyeyim bahanesiyle cevirdi yuzunu, mahsun kirmizigul gibi soldan poz vermiyor sanirim... :)

Zoo nun ortasinda boyle cicekli hos bes gecirilecek zamanlarin olabilecegi yerler var, dedim ya bu adamlar duzeni gercekten biliyorlar ....
Şatomsu binacık.
Penguen abiler, sıcak onlar için, güneşleniyorlar...
Ağaçtan bekçi koymuşlar, tam bi ingiliz beyefendisi...

E bu da kaplanımız, hakikaten çok büyükler, tahmin edemezdim böyle olacağını, ama hayvan bi sağa bi sola gidip duruyor. deli gibi dönüyor... Şimdi anlıyorum ,

Yaşasın medeniyet, kaplansız, börtü böceksiz, en kötü hayvanın köpek olduğu medeniyet :D

Bu amcamda yan yatanlardan, askerliğini böyle yapmış diyorlar...