Antwerpen'e ben işe girdigimde gelen arkadasimiz Erdem ile tatli bir gezinti yaptik soguk Antwerpen (Bu arada Anwers diye okunuyor) sokaklarinda, tam bir ustad olmus kendisi gezdire gezdire buralari... Ne üstad ama... Flamanca bile döktürüyor arada...
Iste gezerken Tren istasyonundan baslayinca, cunku bizim otel orada, ilk karsimiza cikanlar yahudi elmas tuccarlari oluyor. Hepsinin elmas ticareti yapmadigini biliyorum ama eninde sonunda para bunlarda... Garip giyiniyorlar ya
Tabi istasyonun yanindan gecerken bisiklet parklarina rastlamamak elde degil. Hollanda da bunlardan daha cok var, bunlar neki?
Sonra Meir adli Istiklal vari caddeye gidiyoruz, Erdemle. Bu heykel olayi sanirim biraz abarti, heryerde garip gurup heykelcikler. hatta evlerin catilarinda bile var, kucuk altin boyasiyla boyanmis halleri tabiki... Ama heryerde oturulacak, biseyler icilebilecek yerler olamsi cok guzel. Ayrica Istiklal gibi arabalara acik degil cadde.
Heykeller derken bu binalarin tepelerindekilerden bahsediyorum. Bu arada yollardan gecerken etrafima bakmiyorum, yollardan gecerken arabalar ne hikmetse duruyorlar, ve senin gecmeni bekliyorlar, isin garibi eger sende beklersen orada basliyor, ve onlarda beklemeye devam ediyorlar :D
Turkiyede boyle olmasi dileklerimizle...
E Erdem dedim iste Erdem
Burasida bi alisveris merkezinin ortasindaki pembemsi bar...
Ve mshur antwerpen kadetrali, gercekten buyuk.
Onunden cektim fotografi ama almadi hepsini...

Evlerin catilari dikkat ceker umarim.
Belediye binasi. Turk bayragi yok :(
Bu heykelin hikayesi var ama, dinlemedim adam flamanca anlatiyordu, Erdem den bahsediyorum, o dinlememis e dolayli olarak da bende dinleyemedim...

Satomsu binalarda var.
Diger avrupa sehirlerinden bence ayrilan yonu cok falza tarih kokmasi, burada evler birbirinin ayni degil en azindan. Farkliliklar var iclerinde, zaten avrupa dedigimiz buyuk bi koy... :)
Bu eleman kim tanimiyorum. ama askerligini yapmis anlasilan :) Askerlige takmis durumdayim ya...